“Dünya Nereye Gidiyor?" Sorusunun Cevabı: PEAK

“DÜNYA NEREYE GİDİYOR?” SORUSUNUN CEVABI: PEAK
 
Hani bu aralar dillerimize pelesenk olan “yeni normal” var ya…

İşte o “yeni normal”, geleceğin mesleklerinde ve iş yapış biçimlerinde iliklere kadar hissediliyor.

Lafı geçtiğimiz haftalarda Türkiye gündeme gelen bir konuya getireceğim.

Türkiye’de kurulan ve henüz on yıllık bir geçmişe sahip bilgisayar oyunu şirketi PEAK, ABD merkezli oyun şirketi Zynga tarafından tam 1,8 milyar dolara satın alındı.

Şöyle bir karşılaştırma yapalım ki mesele daha iyi anlaşılsın:
7 ülkede 18 fabrikası olan, 11 markası ve 30 bin çalışanıyla üretimini sürdüren Arçelik’in piyasa değeri 1,7 milyar dolar.
31 ülkede bizzat faaliyet gösteren ve millî bir marka haline gelen dev bir şirketten söz ediyorum.

2010 yılında İstanbul'da Sidar Şahin tarafından kurulan Peak ise tek başına Arçelik ölçüsünde bir değer üretiyor. Sadece on senede Türkiye'nin yanı sıra dünya mobil oyun pazarının da önemli oyuncuları arasına girme başarısını gösteriyor. Peak’ın satışı Türk ekonomi tarihinin en büyük şirket satışlarından biri olma özelliği de taşıyor.

Burada Arçelik’in yaptığı üretimi ve sağladığı katma değeri küçümseme anlamı çıkarılmasını istemem. Ancak bu realite, “Dünya nereye gidiyor” sorusunun da yanıtı olsa gerek.
 
// DÜNYANIN 10 DEVİNDEN 7’Sİ…
 
Bugün dünyanın en değerli 10 markasından 7’si teknoloji şirketleri…

Birinci sıradaki Amazon’un da ana iş sahasının perakende olduğuna bakmayın. Temelde yüksek teknoloji uygulamalarını barındıran Amazon’un marka değerindeki yıllık değişim, yüzde 52 gibi akıl almaz bir düzeyde. 315 Milyar Dolarlık değeri ile dikkat çeken bu şirketten iki tanesini yan yana koyun, bir Türkiye ekonomisi ediyor.

Listede 2’inci sırasında yer alan Apple ve 3’üncü sırasında yer alan Google, 309’ar Milyar Dolarlık değerleri ile dünya teknoloji pazarını domine eden iki dev şirket…

Türk ekonomisinin, üzerimize doğru hızla yaklaşmakta olan Dijital Devrim’e ne kadar hazırlıklı olduğunu sorgulamalıyız.
Bu süreçten en çok etkilenecek ekonomilerin, bizim gibi “gelişmekte olan ülkeler” olacağını söylemek güç değil. Zira, emek yoğun sektörlerin hakimiyetinde olan ve katma değer sorunu yaşayan ülke ekonomileri, paradigmalarında köklü değişimler yaşamak zorunda kalıyor.

Geri dönülemez yolun başında olduğumuzu kavrayamayanların işi gittikçe zorlaşıyor.
Bugün “meslek” ya da “iş” olarak bilinen pek çok uğraş yakın gelecekte tarihe karışacak. Kısaca “vasıflı ve eğitimli” olmak da başlı başına bir işe yaramayacak.

Hepimizin pozisyonumuzu buna göre belirlemesinde fayda var…