Covid-19 Sonrası Evden Çalışma Kalıcı Oluyor...

COVİD-19 SONRASI EVDEN ÇALIŞMA KALICI OLUYOR...
 
Koronavirüs salgını, ülkelerin ve halkların yaşamlarında kalıcı ve çok derin izler bırakacak. Doğaya, çevreye ve insanlık ailesine saygısız yaşam biçiminin, bizleri nasıl bir girdaba sürüklediğini üç aylık hızlandırılmış eğitimle öğrenmiş bulunuyoruz.
Aldığımız diploma hepimize hayırlı olsun.
Çok çabuk bulaşan, hızla yayılan ve an itibarıyla aşısı bulunmayan bu virüsü kimin taşıdığını bilmek de mümkün olmuyor. Yarattığı etkinin maliyeti, trilyonlarca dolar ile hesaplanabiliyor. Tüm dünyada ekonomik ve sosyal yaşamın normale dönüp dönemeyeceği belirsizliğini koruyor.
Çalışma yaşamı ve endüstriyel ilişkilerin bu kırılmadan en fazla nasibini alacak alanlardan biri olacağı kesin. Birkaç yıldır uluslararası şirketlerde tanık olduğumuz “haftada bir gün evden çalışma” modelinin, salgın sonrasında şaşırtıcı hızla arttığına tanık oluyoruz.
Kurum aidiyeti ve verimliliğini artıran bir etken olan bu “yeni normal”de, hayatların nasıl değişeceğini maddeleyelim mi?
 
// İŞTE YAPILACAKLAR LİSTESİ
 
  • İşten eve ve evden işe giderken kaybedilen en az bir buçuk saatlik zaman, çalışanların kazanç hanesine yazılıyor. Çalışanlar bu süreyi ailesine, alışverişe ve sosyalleşme araçlarına ayırabiliyor.
  • Evden çalışıldığı zamanlarda şirketlerin işletme giderlerinde (Elektrik tüketimi, iklimlendirme, ulaşım-servis, yemek) ciddi bir tasarruf sağlanıyor.
  • Mercer Türkiye ve PERYÖN - Türkiye İnsan Yönetimi Derneği işbirliğinde gerçekleştirilen ‘Koronavirüs Salgınının İş Hayatına Etkisi Anketi’nin sonuçlarına göre, salgın öncesinde evden çalışma uygulaması olan şirketlerin oranı yüzde 45 iken, süreç sonrası bu oran şirketlerin merkez ofis çalışanları için yüzde 95’e ulaşmış. Bu süreçte şirketlerin yüzde 40,7’si çalışan motivasyonunda zorlandığını belirtiyor.
  • 103’ü global ve 64’ü yerel olmak üzere 167 şirketin katılımıyla Nisan ayında gerçekleştirilen araştırmaya göre; şirketlerin yüzde 59’u COVID-19 süreci tamamlandıktan sonrada uzaktan ve esnek çalışma modeli uygulamasına devam edeceklerini belirtiyor.
  • Şirketlerin bu yeni dönemde karşılaşacakları en önemli problem, yeterli altyapıya sahip olmamaları… Bu eksiklerini giderme yönünde hızlanan şirketlerin yüzde 72’si dijital çözümlere yatırım yapmaya başlamış bile.
  • Çalışanların motivasyonunu sağlamalarında, gerekli eğitim süreçlerini tamamlamaları hayati önem taşıyor. Evden çalışma düzenine geçildiğinde, ofisteki zaman çizelgesinin sürdürülmesi en önemli etkenlerden biri  Çalışanların her gün ofise gittiği saatte kalkması, evde kendisine uygun bir çalışma ortamı sağlaması, aynı aralıklarla mola vermesi gibi başlıklarda eğitim almaları gerekiyor.
  • Bugün için henüz erken gibi gözükse de, “yeni normal”in en fazla etkileyeceği sektörler arasında gayrimenkul geliyor. Binlerce kişinin çalıştığı, dışı camla kaplı, ısıtılması ve soğutulması için yüksek enerji tüketimine ihtiyaç duyulan, iklimlendirme sistemleri her türlü virüs salgınının yayılmasına müsait olan plazaların çalışma ortamları orta vadede terk edilecek. Belki de bugün şehirlerimizde pıtrak gibi çoğalan sevimsiz gökdelenler, yatırımcılarının elinde beton enkazına dönüşecek. Aynı durum, site tipi yüksek katlı ve çok sakinli apartmanlar için de geçerli olacak.
  • Şirketlerin yüzde 41,3’ünün çalışanlarını bu döneme hazırlamak için bir planı var; yüzde 58,7’sinin ise bir planı bulunmuyor. Satış ve diğer ekipler için dijitalleşmeyi destekleyecek ve uzaktan çalışmaya hazır hale gelecek sistemlerin kurgulanması, bilgi işlem altyapısının iyileştirilmesi, şirketlerin planlarında yer alan başlıklar olarak ön plana çıkıyor.
  • Şirketlerin yüzde 74,3’ü iş hedeflerinde ve çalışanların yıl sonu performans hedeflerinde revize yapmayı düşünürken, yüzde 25,7’sinin böyle bir planı bulunmuyor.
 
// ŞANSLI VE ŞANSSIZ SEKTÖRLER
 
Covid-19 salgını, Türkiye’nin de aralarında olduğu gelişmekte olan ülke ekonomilerinde ciddi hasar yaratacak. Katma değeri düşük mallara olan talep düşerken, Türkiye’nin ihracatında yaklaşık yüzde 50 paya sahip olan Avrupa Birliği bölgesinde, tüketim alışkanlıklarının salgın öncesine dönmesi zaman alacak. 
Havayolu ulaşımı, kara ulaşımı, eğlence ve otelcilik gibi turizme dayalı bir çok sektör ciddi hasara uğrarken; temizlik malzemeleri, maske yapım, online alışveriş, uzaktan eğitim sistemi gibi sektörlerde artış yaşanacak.

ŞİRKETLER İÇİN İLK REÇETE: KÜBLER-ROSS DEĞİŞİM MODELİ
 
Dünyanın en büyük yönetim ve finans danışmanlığı şirketlerinden biri olan Deloitte’in yaptığı bir araştırma, önümüzdeki süreçte salgının seyri konusunda şirketlerin yapmaları gerekenler hakkında önemli ipuçları veriyor.
Araştırmada, şirketlerin acil olarak “Kübler-Ross Değişim Modeli”ni uygulamaya geçmesi öneriliyor. Bu modelin hikayesi de oldukça ilginç. İsviçreli bir psikiyatr olan Elisabeth Kübler-Ross (1926-2004), 1969 yılında ölümcül hastalıklara yakalanmış 2 bin kişi üzerinde bir çalışma yapıyor.
Kötü haberi aldıktan sonra neredeyse tüm hastaların birbirine çok benzer bir duygu durumu sürecinden geçtiklerini gözlemleyen Kübler-Ross, bu süreci modelliyor ve “Kübler-Ross Yas Süreci” adıyla işletme bilimi literatrüne kazandırıyor.
Bu modelin sadece ölüm ile yüzleşen kişilerde değil, hayatlarında ciddi anlamda değişiklik olanlarda aynı şekilde yaşandığı fark ediliyor ve iş dünyası bu modeli “Kübler-Ross Değişim Eğrisi” olarak kullanmaya başlıyor.
Bu model, Covid-19 salgını sonrasında tüm insanlığın yaşadığı şoka ilginç bir çözüm de öneriyor. “Kübler-Ross Değişim Eğrisi” 6 ana adımdan oluşuyor: Şok, İnkâr, Kızgınlık, Depresyon, Kabul Etme ve Entegrasyon…
Koronavirüs salgınının ilk dört basamağını hızla geçmeleri adına şirketlerin önlem almaları, kurum içi iletişimi güçlendirmeleri ve çalışanlarına iş güvencelerinin olduğunu söylemeleri büyük önem taşıyor. Bu zorunlu entegrasyon sürecini başarıyla atlatan şirketlerin ayakta kalmaları ve sürdürülebilir başarılarını korumaları mümkün olabilecek.